202004.11
0

Duruşma Günü İle Tebligat Çıkarılan Gün (Yargıtay 7.HD.)

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, (Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre incelemesi) gereği görüşüldü:

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2014/17E.,  2014/8498K.​ Karar Tarihi: 26/09/2013 

Dava, ücret alacağının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacı, genel cerrahi uzmanı olarak davalı şirkete ait özel hastanede 07/05/2010 tarihinden 27/03/2012 tarihine kadar çalıştığı halde ücretlerinin taraflar arasındaki sözleşmelere uygun şekilde ödenmediğini iddia ederek dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 200,000 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini istemiş; bilahare 25/09/2013 günlü harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile talebini 339.985,33 TL’ye çıkarmıştır.

Davalı vekili davacının ücretlerinin banka hesaplarına yatırıldığını bildirerek davanın reddini savunmuş, daha sonra 10/12/2012 günlü dilekçe ile davalı şirket hakkında Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 2011/59 Esas sayılı dosyasında 27/11/2012 tarihinde “iflas kararı” verildiğinden taraf olma sıfatının iflas idaresine geçtiğini bildirmiştir.

Mahkemece, davalı vekilinin verdiği bilgiler doğrultusunda Mersin 1. İcra İflas Müdürlüğü’nün 2012/1 Esas sayılı dosyasında iflasın açılması dolayısıyla bilirkişi raporu alınmadan önce eldeki dava bildirilmiş; ancak bilirkişi raporu ile ıslah dilekçesi iflas idaresine tebliğ edilmeden yargılama sonuçlandırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 E., 2007/155 K. sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamanın gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir.

Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.

AİHM’ye göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşma nın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır.

Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.

Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin ( tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.

Burada üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise, yargılama makamlarının işlemlerinin çelişkili bulunmaması gerekmektedir. Yani mahkemece, adaletin görünür kılınmasını sağlayacak usul ve esaslara uyulurken, taraflarda farklı anlamlandırılabilecek işlemlerden kaçınılması gerekmektedir. Örneğin, taraflara tebliğ edilen davetiyelerde kesin süre verilmesine rağmen kesin süre sona ermeden karar verilmesi gibi.

Somut olayda, bilirkişi raporu ile ıslah dilekçesinin davalı şirkete izafeten iflas idaresine tebliği ile hukuki dinlenme ve savunma hakkının yargılama sırasında da tanınması gerekir. Bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 17/04/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.






< Yer alan Yargıtay kararları her dava açısından özel önem arz etmekle birlikte her zaman emsal niteliği teşkil etmez bu nedenle işlem yapmadan önce avukatınıza danışmanız gerekmektedir/yer alan kararların kullanılması, paylaşılması ve bu işlemlerin sonuçlarından sorumluluk kabul edilmez. İş Hukuku, Ticaret Hukuku ve Sözleşmeler Hukukunda uzman avukatlarımızdan makale ve Yargıtay kararlarıyla ilgili sorularınız veya hukuki danışma talepleriniz için ofisimizle irtibata geçerek randevu talep edebilir; online görüşme yapmak için ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. >