202002.07
0

Sgk Rücu Davası Karşısında İşverenin Durumu

Av. Arman Ahmet Öztan

RÜCU DAVASI NEDİR – İŞVEREN AÇISINDAN ÖNEMİ NEDİR ?

İş kazalarının ülkemizde yoğun olması nedeniyle Sosyal Güvenlik kurumunun mal varlığında her yıl önemli eksilmeler meydana gelmektedir. İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmişse kurumca yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı işverene ödettirilir.

Burada İş Sağlığı ve Güvenliği Şirketleri tarafından usule uygun olarak alınması gereken tüm önlemler alınsa dahi zaman zaman işverenin sorumluluğunun doğması ihtimali bulunmaktadır. [1] Bu nedenle işverenlerin işin yürütülmesine ilişkin hukuki destek almaları önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. (Bkz. “işveren için hukuki yardım kapsamı” makalemiz) Yine sigortalının bünyece uygun olmadığı işlerde çalıştırılması veya sigortalı işe giriş bildirgesinin süresinde Kuruma verilmemesi veya sigortalının malul kalması veya sigortalının hastalanması durumunda ödenen ödenekler işverene rücu edilebilmektedir.[2]

İş kazası veya meslek hastalığı işçinin kendi kusuru, işveren kusur veya üçüncü kişiler  in kusuru ile meydana gelebilmekte olup işçinin kendi kusuru ile iş kazası veya meslek hastalığına sebep olması durumunda kurumun işçiye rücu söz konusu olmamaktadır. İşveren veya üçüncü kişinin eylemi sonucunda bir iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmişse kurum yaptığı masrafları işveren veya üçüncü kişiden isteyebilmektedir.

RÜCU DAVASI KOŞULLARI

İş Kazası ve Meslek Hastalığından Bakımından İşverenin Sorumluluğu

İşverenin Kurum karşısında sorumluluğunu doğuran diğer bir hal ise iş kazasına veya meslek hastalığına, işverenin sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı bir hareketinin yol açmış olmasıdır.[3] Burada sözü edilen mevzuat Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine göre, “yasal olarak yürürlüğe konulmuş ve yürürlüğünü muhafaza eden, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği alanında, yasa koyucu ile yasa koyucunun yürütme veya idareye verdiği yetki sonucu, bu organlarca kabul edilen genel objektif kural veya hükümlerin tümüdür” (md.45/II).

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı hükümlerine aykırılık bizatihi kusur durumunu oluşturarak, işverenin Kurum karşısında sorumluluğuna yol açacaktır. Burada kusurun derecesinin kasıt olması zorunlu değildir, hafif ihmal söz konusu olduğu takdirde de Kurumca işverene rücu davası açılabilecektir[4]

İşverenin sorumluluğunun doğması için bir diğer koşul da kaçınılmazlık ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaçınılmazlık ilkesi Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine göre, “olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumudur. İşveren alınması gerekli herhangi bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez” şeklinde açıklanmıştır. Öğretide isabetli olarak belirtildiği üzere 5510 sayılı kanunda yer verilen ilgili ifade gereği işveren kaçınılmazlık durumundan sorumlu tutulamayacaktır.

Yasal Yükümlülüklerine Uymayan İşverene Rücu (Özel Rücu Halleri)

Sigortalıların Bildirilmemesi Nedeni ile

Mevzuata göre sigortalı çalışmaya başlamadan önce kuruma işe giriş bildirgesinin işveren tarafından verilmesi gerekmektedir. Sigortalının işe başlamadan önce kuruma bildirilmemesi halinde ve daha bildirim yapılmadan önce işçinin işkazası meslek hastalığına yakalanması halinde kurum işçiye sigorta yardımlarının tamamını sağlar ancak bu yardımlar dolayısıyla yapılan tüm masraflar, işveren rücu edilir. Buradaki amaç işverenin kaçak işçi çalıştırmasını önlemeye yönelik olup işverenin kaza veya meslek hastalığında hiçbir kusuru olmasa dahi ilgili ödemeler işverene rücu edilebilmektedir.[5]

İş Kazasına Uğrayan Sigortalıya İlk Sağlık Yardımlarının Yapılmaması Nedeni ile

İşyerinde meydana gelen iş kazasında işverenin işçiyi gözetme yükümlülüğü ve işyerinde gözetimin sağlanması görevi nedeniyle, işçiye ilk müdahalenin yapılması yanı ilk sağlık yardımlarının yapılması gerekmektedir. Burada bahsedilen sağlık yardımının profesyonel bir cerrahi müdahale gibi değil Sağlık Bakanlığının ilk sağlık yardımı rehberi niteliğinde yayınladığı ilkelere göre yapılması gerekmektedir. İşverenin bu husustaki ihmali ve gecikmesi yüzünden sigortalının tedavi süresinin uzaması, malul kalmasına neden olan işveren kurumun bu yüzden uğrayacağı her türlü zararı gidermekle yükümlü olmaktadır.

İş Kazasının Süresinde Bildirilmemesi Nedeni İle

İşveren iş kazasını o yer yetkili zabıtasına derhal ve kuruma da en geç kazadan sonraki iki gün içinde yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür. Burada bildirimin amacı iş kazasından ileride sorumluluğu doğması ihtimali bulunan kurumun derhal husustan haberdar olarak gerekli önlemleri alması ve işlemleri başlatmasıdır. İş verenin kasten veya ağır ihmali sonucu kazanın zamanında bildirilmemesi veya bildirimin eksik yapılmış olması yüzünden doğan ve ileride doğacak kurum zararlarından işveren sorumlu olmaktadır.

Meslek Hastalığının Süresinde Bildirilmemesi Nedeni İle

Burada da işverenin İş kazasını süresinde bildirmemesinde doğan sorumluluğu gibi sorumluluğu doğmakta olup, işverenin işçinin meslek hastalığına yakalandığını öğrendiği veya bu durum kendisine bildirildiği günden itibaren iki gün içinde bunu kuruma bildirmekle yükümlü olduğu sabittir.

Rücuya Esas Alınacak Unsurlar (Sigortalıya Ve Hak Sahiplerine Sağlanan Yardımlar)

  1. Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi;
  2. Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması;
  3. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması;
  4. Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi;
  5. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesidir;
  6. Sağlık yardımları yapılması

Sonuç

Hukuk sistemimiz başlangıçtan itibaren, özel sigorta ilişkisinden farklı olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna sigortalıya yapmış olduğu ödemeleri ve bağladığı gelirleri işveren veya üçüncü kişilere rücu edebilme imkânı tanınmıştır. Temelinde insan sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesi için önleyici nitelikte bir kurum olarak karşımıza çıkan rücu hakkının temelinde hangi hukuki sebeplerin yattığına dair öğretide tartışmalar devam etmektedir. Buradaki tartışma her ne kadar teorik bir tartışma olarak gözükse de rücu davası na temel yargılamanın yürütülmesi ve sonuçları açısından önemli farklar gün yüzüne çıkmaktadır.

Rücu Davası hakkında ayrıntılı bilgi almak ve ticari işletmenizin hukuki sorunları hakkında danışmak için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

[1] “İşçi sağlığı, iş güvenliği ve yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin eğitimi, bir kısım mevzuat hükümlerini içerir belgelerin kendilerine verilmesini değil, eylemli olarak, bu bilgilerin aktarımı ve öneminin kavratılması ile sağlanabilir. Eğitimden sonraki aşama ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alındığının ve uygulandığının denetlenmesidir. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal öneme sahip bulunan araç ve gereçlerin sigortalılar tarafından kullanılması sağlandığında, kazalanma olasılığının tamamen ortadan kaldırılabileceği de yadsınamaz bir gerçektir. Meydana gelen iş kazasında; şayet, işveren, tüm önlemleri almış bulunmasına karşın, zararlandırıcı sigorta olayı ortaya çıkmışsa kaçınılmazlıktan söz edilebilir. Somut olayda artık, kaçınılmazlıktan bahsedilemez. Kazanın sebebi kaçınılmazlık olgusu değil, dikkatsiz ve tedbirsiz çalışma yapılmasıdır. Yani somut olayda alınması gereken tüm tedbirler alınmış değildir. Kaçınılmazlık olgusunun var olabilmesi için öncelikle tüm tedbirler alınmalı, buna rağmen beklenmedik olaylar nedeniyle kaza meydana gelmelidir. Yanılgıya dayalı, yargısal denetime elverişli olmayan raporların hükme dayanak alınması yerinde değildir. Mahkemece, kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesi için yeniden alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet raporu alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Karar oy birliği ile bozulmuştur.”

[2] B. Güneş, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Kapsamında Rücu Davası, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Hukuk Anabilim Dalı, Temmuz 2011, s.112

[3] Tuncay, Ekmekçi S.372

[4] Civan, s.545

[5] Tuncay, Ekmekçi s.443